Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı, olamayacağı. İlk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum. Şekil değiştirmişiz biz. Ben giderken, sen gelirken değişen ne varsa bilmediğim; karşılaştığımızda bir tokat gibi inecek yüzüme sanırım. O yüzden kaçıyorum karşılaşmalardan.
Alıntı, The Truth kullanıcısından 4 yorumla yeniden blogladı
Kış geldi sevgilim, çok üşüyorum. Senden geriye sayıyorum şu günlerde. Yazdığım bir kaç kelimenin, cümlelerimin satır aralarına karışmış duruyorsun karşımda. Sadece kelimelerle var edebiliyorum seni. Ben yazdıkça çoğalıyorsun. Takvim yaprakları kopuyor, aylar geçiyor. Yüzlerce kopan takvim yaprakları arasından olur da gözlerin gözlerime değer diye beklemiştim. Bir kez göz göze gelirsek, yeniden sevebiliriz diye atıyordu kalbim. Kaç kere sabahı olmayan gecelerde bekledim seni.
Bugünlerde bir şey eksik bende. Bir şeyler sensiz hissedilemiyor bile. Değiştik mi acaba? Yıllar değiştirdi mi bizi? Sevgimiz değişti mi sevgilim? Farklı insanlarız, onca çabaya rağmen aynı olmayan. Uçurum kenarında kalbimiz. Ya düşeriz, vazgeçeriz sevmekten. Ya kurtulur, sonsuza dek vazgeçemeyiz birbirimizden. Elimi tut, düşmeme izin verme!
Kolaydır unutabilmek. Yazıları silersin, yakarsın mektupları, resimleri atarsın en ücra köşelere. Peki unutulmak, kolay mı sevgilim? Unutulmak kabul edilebiliyor mu? Ben unutulmaman adına, hapsediyorum seni kelimelere. Aç gözlerini sevgilim, şimdi. Bak! Devam ediyor her şey! Biz birbirimize ait olsak da, olmasak da her şey devam ediyor. İnsanlar devam ediyor gülmeye. Bizim için de durmadı dünya ne yazık ki.
Nasıl başladıysa her şey, öyle bitmiyor ne yazık ki. Sorulacak çok soru var birbirimize. Cevaplanacak çok soru! Cevaplamaya ne kadar cesaret edebiliriz dersin? Düşünceler, düşünceler insanın kalbini kemiriyor. Düşünceler bitmiyor, ardı arkası gelmiyor. Bendeki seni öldüremiyorum, sendeki ben ölmediğim sürece.
Sıradan bir gece daha. Yine seni düşünüyorum. Yine ikimize uygun gördüğüm bir müziği çalıyorum. Ve tek bir soru soruyorum sana sevgilim.
Sahi, hiç sevdin mi beni?
Gönderi 6 yorumla
Aslında değiştim biraz.
Bırakıyorum yansın kalbim, çünkü yanmadan durulamaz hiçbir yangın. Yansın kalbim.
Kucağımda gözyaşlarımla dolu yazılar.. Onlarca mektup, onlarca cümle yazmışım sana dair. Boş bir sayfa var önümde şimdi. Eski, buruş buruş, kırışmış; ucu da biraz yanık. Bir zarf var yanında. Belli ki okunması için yazıyorum.
,Kendimi bu şehire ait hissetmiyorum artık, bu insanların yanında eskisi kadar rahat olamıyorum. Kelimeler beni eskisi gibi ilgilendirmiyor. Ve yazmıyorum artık sana; ne bir kaç cümle, ne bir mektup. Bu güneşe ait değilim ben, bu arkadaşlar benim değil. Kendime yabancıyım artık. Sana da.. Bakma tüm bu yazdıklarıma, benimkiler kelime ziyanı. Fakat hala bir anlamı varsa; yaşıyorum hala..
Aslında değiştim biraz..
Nasıl?
Nasıl olacak; eskisi kadar fazla düşünmüyorum mesela olanları. Ağlarken hıçkırıklara boğulmuyorum, gözyaşlarım yüreğime akıyor; bedenime değil. Artık yazmak bile içimden gelmiyor mesela. Git istiyorum, hiç görmemek istiyorum seni yahut hiç tanımamış olmak. Tüm bunlar öfkeden değil, kırgınım biraz. Biraz da buruk.. Aslında her şeyden çok; yarım..
Yine..
Yine buradasın; karşımda. Hangi cümleye baksam, içindeki kelimelerden birinde sen varsın. Hangi sokağa düşse yolum, ayak izlerini hissediyorum. Veya koklasam sabahı günaydın niyetine; senin kokunu çekiyorum içime. Ve her gece aynı sahne, aynı oyun, aynı hikaye.
Gel..
Yeniden tanışalım. Ne gözlerimizi hatırlayalım birbirimizin, hem anılarımız birikmiş olsun. Tekrar başlayalım nefes almaya, beraber.
Sus!
Dudaklarından akacak her kelime kalbime batıyor. Artık sus!
Bazen..
Bazen bir kaç satır yazacak gibi oluyorum. Sonra duruyorum, durduruyorum kendimi. Kalemimi bırakıyor, gözyaşlarımı gizliyorum. Üstelik kendimden gizliyorum! İnsanlar, insanlar aşık oluyor. Bir başkasını seviyorlar, sevebiliyorlar. Ben korkuyorum artık buna. Yapamıyorum. Gel demek istiyorum, yardım et.
Korkuyorum..
Gözlerinden, ellerinden, kalbinden. Aşık olmaktan, sana aşık olmaktan korkuyorum. Hani çok sevdiğin bir kitabı defalarca açar baştan okursun ya, bende defalarca baştan yaşamak istiyorum seni.
Sonra..
Sonra tam “seni seviyorum” diyecekken, bir sigara yakıyorum. Havaya karışan duman, dudaklarıma geri dönüp ruhuma değdiğinde ise vazgeçiyorum. Senden, her şeyden..
Aslında değiştim biraz..
Sevdiğim demek gelmiyor içimden. Sanırım kalbimde sana yazdığım eski mektuplarla birlikte yanıp gitti bu gece. Git gide hissizleşiyorum. Ve korkuyorum, hiçbir şey hissetmemek, acımasız olmayı da yanında getirir nihayetinde.
Aslında değiştim biraz..
Sabahları uyandığımda aklıma ilk sen gelmiyorsun, günün her saati nasıl olduğunu düşünmüyorum. Sana mektuplar yazmayı da bıraktım. Yaktığım her sigarada seni anlamlandırmıyorum artık. Umursamıyorum artık mesela ufak detayları. Sevdiğim bir şarkıyı sana yakıştırmıyorum artık. Kurtuluyorum, hissetmekten. Tozlanmış kitapları açıp aralarında sana bıraktığım ufak notları da attım bugün. Artık hayata karşı daha sağlam duruyorum, sevmiyorum mesela. Değer vermiyorum. Yazmadığın her kelime öldürmüyor beni artık. Ve biliyor musun, artık sabahları sana kahvaltı hazırlama hayali de kurmuyorum.
Ve ben gidiyorum, yakında..
Gönderi 3 yorumla
Bu gece kelimelerde boğuldum sana. Boğazımda kaldın, rakımı yudumlarken..
Yine bir kaç harf karaladım bu gece sana. Sen bir adamın aşkını kabullenemeyecek kadar güçsüz değilsin. Ben pişman olmam mesela hiçbir şeyden, pişman olmak bana göre değil. Oysa sen öyle misin? Bilmiyorum.. Kalbinin kaldıramadığı bu acı ne? Neden güçsüzü oynuyorsun bana? Senden yazamamayı yazmanı istiyorum; beni yazama mesela. Yazama çünkü biliyorum, eğer yazabilseydin aşkların en iyisini sen yazardın.
Aslında ben değiştim biraz. Farkında olmadan değiştim, ilk defa değişmeyi istemedim. Ve değiştim. Bazı şeyleri yanlış anlıyorsun; benim tüm bunları yazmam seni veya başka birini sevdiğim anlamına gelmiyor. Ben yazarak uzaklaşıyorum aşktan. Aşk’ı yazarak, aşkı inkar ediyorum.
Bazen aklıma geliyorsun, titremiyorum mesela. Yahut telefonumdaki fotoğrafını gördüğüm zaman gözlerim dolmuyor artık. Geçen gün sana rastladım dışarıda. Bu sefer beni görmedin. İlk defa dünya durmadı mesela. Aslında geçiyor, zamanlar her şey geçiyor.
Ben en çok mektubu sana yazdım, en çok sana yazarken ağladım. Ve bugün; hepsini yaktım. Ben en çok sen bir şey isteyince ne yapacağımı şaşırdım. Elim ayağıma dolandı. Boğazımda bir aşk var, konuşamıyorum. Bir şeyler oluyor, anlatamadığım bir şeyler. Sana bile.. Kurtulamadığım zaaflarım var her insan gibi. Fakat benimkiler biraz farklı; benim zaaflarım gözlerin filan değil mesela. Ruhun..
Gönderi 3 yorumla
Bir şeyler oluyor bana, gücüm kalmadı artık. Aslında ne isterdim biliyor musun? Yasaklanmış bir kitabın yazarı olmayı. Evet, ancak böyle mükemmele ulaşabilirim. Umarım bir gün yazmaya başladığım ve yıllar sürecek kitabım biterse ve basılırsa; anında yasaklanır. Beni bu mutlu eder. Hayatımda hiçbir zaman alkışlanmak istemedim, bir grup insanın seni onaylaması ne kadar da küçük düşürücü oysa!
Yazdığım hiçbir şeyi beğenmenizi istemiyorum. Eğer beğenmezseniz, beni anlamazsanız doğru yoldayım demektir. Aslında beğenmeseniz bile; umurumda değil.
Okuduğum kitapları seven çok az insan oldu şu zamana kadar, izlediğim filmler bile küçümsendi çoğu zaman. Bazen o kadar hızlı geliyorsunuz ki üstüme; kendimle yüzleşmeme fırsat bırakmıyorsunuz. Öyle yakıyorsunuz ki bazen canımı, kalbimi çıkarıp elinize vermek istiyorum.
Ben o güçlü çocuğum değil mi? Herkes sanıyor ki; dayanıyorum, hissetmiyorum. Kaya gibi sert olduğumu düşündüler. Böyle düşünmelerini istedim çünkü. Yanıma yaklaşamasın istedim hiç kimse. Hatta kendimden nefret ettirmeyi bile denedim. Hiç ağlamadığımı sanıyorlar. Bıraktım bende, öyle sansınlar. Öyle görün istedim beni.
Kimi zaman, alış dediler tüm bu olanlara. İnsanlar; gider, üzer, acıtır, yakar dediler. Bana alışmayı, kabullenmeyi ve devam etmeyi öğrettiler. Fakat bu günlerde bir şeyler yapıştı boğazıma. Konuştukça, kelimeleri dağıttıkça tüm duygularımdan arınıyorum. Hissizleşmeye başlıyorum. Ve artık inanın hiçbiriniz umurumda değilsiniz. Herkes gitsin istiyorum bir anda hayatımdan. Ağladığım gözyaşlarıma sayın.
Gidin. Terk edin beni.
Gönderi 10 yorumla
Bilmiyorlar azizim, sevmeyi, sevilmeyi bilmiyorlar. Korkuyorlar, insanlar çok korkuyorlar incinmekten, güvenmekten. En çok da kaybetmekten korkuyorlar. Kaybedecek bir şeylerinin olması halbuki ne kadar hoştur, bilmiyorlar azizim. İnsanlar, hiç susmuyorlar. Fark etmiyorlar susmanın en büyük çığlık olduğunu.
Milyonlarca kişi tanıdım, hepsinin bir ismi vardı elbet fakat bilirsin azizim ben pek ilgilenmem isimlerle; tıpkı sayılarla ilgilenmediğim gibi. Bir çok insanın elini sıktım, yüzler gördüm milyonlarca. Kaç hayat hikayesi dinledim hatırlamıyorum. Çok fazla insanla dertleştim. Şimdi sorsan hangisini hatırlarsın, hatırlamam hiçbirini yahut istemem hatırlamayı. Fakat birini hatırlayacağıma eminim. Şimdi görsem; elinden, kokusundan bile tanıyabileceğim biri oldu şu hayatta. Şimdi yok.
Bilmiyorlar azizim; bir gün öldüm ben. Öylece. Ara sokakta. Hiçbir sebep yokken, bir renk cümbüşünün içine düşer gibi öldüm. Hiçbir şey hissetmedim ölürken. Bir şehrin tepesinden düşercesine öldüm. Bir anda! Ve ben emindim; öldüğüm an cennete değil, ona kavuşacağımdan. İşte bu yüzden ölüm güzel kokuyordu. Onun gibi..
Bilmiyorlar azizim, birileri bir yerlerde mektup yazıyor sevdiği kadına/adama bir roman gibi. Öteki bir sigara daha yakıyor, geçmiş şerefine. Biri şuan küfrediyor trafiğe, başka biri de sevişiyor şuan tutkuyla. Ötekisi, boşalırcasına yağan yağmurda taksi beklerken, diğer biri ağlıyor. Şehrin diğer ucundaki ise, esrar krizine giriyor. Veya diğeri, anne oluyor. Öteki insan ise, gülüyor kahkahalar saçıyor etrafa. Biri aşık olurken, diğeri terk ediliyor. Ötekinin canı yanarken, sen farkında bile değilsin sevilmenin duygusunu. Bu şehirde her insan bir şey hissediyor, şu an herkes bir şeyle meşgul. Ya sen?
Bilmiyorlar azizim, ön yargılar kirletiyor bu şehri. Tüm bu sahte davranışların aynadaki bir çığlık olduğunu bilmiyorlar azizim. Bilmiyorlar azizim; konuşmuyorlar, susuyorlar, korkuyorlar, bir daha hiç konuşamamaktan korkuyorlar. gerçeklere gözlerini kapıyorlar sımsıkı. Bilmiyorlar azizim, beni bilmiyorlar.
Gönderi 7 yorumla
Keşke hiç tanımasaydım onu, keşke görmeseydim yüzünü. Duymasaydım kalbini keşke. Keşke, keşke demek zorunda kalmasaydım. Zorunda bırakmasaydı.Zamanla geçer derler, geçer elbet. Neler geçmiyor ki. Zamanla geçer de, benim yüreğimden geçmiyor. Delip geçmiyor yüreğimden. Kanıyor. Kanadıkça acıyor, ve zedeliyor kalbimi. Canım yanmıyor benim, ruhum yanıyor. Hani kelimeler boğazınızda düğümlenir ağlarsınız ya, ağlayamıyorum ben artık. Yaş değil, aşk akıyor kalbimden. Kelimeler boğazımda da düğümlenmiyor artık, çünkü yoruldum. Konuşamıyorum.
Gerçekten artık bir söz kaldı mı söylenecek? Öyle bir durum olur ki, ne diyebilirsiniz her şeyden sonra. Söylemişsinizdir, “seviyorum”. Ötesi var mı? Bir kez incindiyseniz; ister kalbiniz acısın, ister yaralanın, gururunuz kırılsın, ezilsin hatta. Susarsınız.
Karşıdan bir şey beklemek? Bilemiyorum..
Geriye sadece bir “keşke” kalır. Yok olup gidebilecek bir keşke. Hayat bu belli mi olur. ”İyi ki!”ye dönüşmesi mümkün şeylerde vardır elbet. Fakat şu an için diyorum ki, ah keşke! Şu an için..
Gönderi 5 yorumla
Biraz oturup konuşmamız gerek. Bilmen gereken şeyler var, sevmen
gereken şeyler, unutmaman gereken ve dudağına değdiğinde
yutkunmayı gerektirecek şeyler var. Bazı şeyleri açıklamak mümkün
olmuyor, olamıyor. Aklımın ucundan yitip gidişin parmaklarımın arasını
sızlatıyor artık. Sana dair ne varsa içime attığım çoktan kaybolup gitti.
Bulamıyorum artık onları, aramıyorum da. Adın geçse de, sen
geçmiyorsun yaşadıklarımdan. Yani korkarım, ben artık seni
sevemiyorum, ben artık seni özleyemiyorum. Ben artık seni
benimseyemiyorum. Bir suçlu arama, aramızda kalbe dair, Aşka dair ne
varsa, ya tamamen benimle ilgiliydi, ya da seninle hiç ilgisi yoktu. “Beni
ilgilendirmez” deyip geçebilirsin kısaca, seni hiç ilgilendiremedim
bağışla. Sevmekti söz konusu olan, biraz oturup konuşmamızdı
ihtiyacımız olan.
Sen kalkıp gittin, ben de çok durmadım.
Yeterince üzüldüm ve kalktım aşkından.
Okan Kara
Gönderi 8 yorumla
Bir ten kokusu aşık edebilir insanı. Belki bir kaç saniyeliğine, belki bir kaç günlüğüne, belki ömür boyu..
Kendini daha iyi anlatamazdın inan. Konuşsan, dudaklarından binlerce harf dökülse bu kadar iyi tanımlayamazdın ruhunu. Aşk dediğin zaten üç harften oluşmuyor mu sevgilim? Ne kadar sevdiğimi soruyorsun seni bana. Anlatamam, söyleyemem. Anlatabilsem ne aşk olurdu, ne de biz. Tüm o günlükler, yazdığım kağıt parçaları, cümlelerim anlatır mı seni? Sana olan sevgimi? Belki az, çok az.
Sana olan aşkım yazılarım benim. Sana olan aşkım; alınmamış her nefesim. Çünkü bilirim, aşk insanın nefesini keser. Sen kalemimsin, yazdığım her kelime, hecesin. Ve sen aslında cesaret edemeyip tüm o fırlatıp attığım kağıtlarımsın. Sen; sözcüklerimsin.
Aşk her zaman gelmeyi değil, gitmeyi de gerektirir. Lakin bazı insanlar bir gün birinden giderler, ve bir daha hiç kimseye gelmezler. Asla..
Sana dairlerim; Yazmak sana dair.. Boğuluyorum sevgilim, yazamayıp da; sende tıkanınca boğuluyorum. Kaç maske değiştirdim senden sonra? Geceleri hafif bir türkü mırıldanır gibi sevmek seni, çünkü türküler aşkın en masum hali değil midir? Sana dair öyle çok şey var ki içimde. Ne şarkılar tamamlar bunu, ne kitaplar. Şimdi ise, bir fotoğraf karesine sığdırılmış iki yabancıyız sadece..
Gönderi 2 yorumla
Sen gittikten sonra diye bir şey yok. Çünkü ne gücüm yeter bunu anlatmaya, ne sayfalar yeter yazmaya. Ancak susmak yeter. Yetebilmeli, geriye kalan bir kalp adına. Aslında hayır, hayır hayır anlatabilirim senden sonrasını bir kaç cümle ile. Hani hep sorarız ya usulen “Nasılsın?” diye. Bazı insanlar vardır işte, her sorduğunuzda “ben iyiyim” yanıtını aldığınız. İyi olmadığını bilirsiniz içten içe. Fakat hep iyi olmasını dilersiniz. Bilirsiniz sadece bir kaç ufak maske takar.
“İYİ DEĞİLİM” Bana sorarsanız; Ben iyiyim. Değilsem bile elbet olacağım. Yahut olmasam da, -mış gibi yapacağım. Elimden gelenin en iyisi bu.
İşte sen gittikten sonrası da tam olarak bu. Sen gittikten sonra diye bir şey yok, çünkü; ben yokum.
Gönderi 5 yorumla
Senin için mavilikler saklıyorum, kalbimde uçsuz bucaksız denizler. Çakıl taşları topluyorum sana, her biri farklı bir anlam taşıyor. Umut, mutluluk, acı, kibir, hüzün, aşk, kahkaha, gözyaşı, bencillik, nefret, sevgi, aile, dostluk, dürüstlük, ihanet, yalan, sadakat, inanç. Her bir taşı senin için özenle topladım çocuk. Onları sakla, asla kaybetme. Günün birinde içlerinden kötü olanlarını da kullanman gerekecek. Atma onları, kendinden kaçma! Ben sana savaşma demiyorum çocuk; savaş hayatla ve insanlarla. Ama vazgeçmen gereken yeri bil, eğer değmiyorsa. Unutma; vazgeçmek her zaman yenilmek değildir. Sonsuzluğa bak evlat. Ve insanları sevmeye çalış, onlara rağmen; onları sevmeye çalış. Günün birinde doğarsan eğer, canımdan koparsan; bunları unutma çocuk. Duygularına sahip çık. Her birine. İyiyi ve kötüyü bil. Bil ki, en kötüsüyle karşılaşınca meydan okuyabil ve en iyi, en güzel duygulara da kolay kolay teslim olmamayı bil. Ey çocuk, unutma insanlar; doğdukları gibi masum değiller, ve sen; sen de kaybedeceksin masumluğunu. İşte o zaman hatırla; doğduğun zamanki masumluğunu ve her şeye yeniden başla. Tabii bu mümkünse..
Fotoğraf, SO LİVE YOUR LİFE∞ kullanıcısından 20.254 yorumla yeniden blogladı
Kaynak: f-o-t-o-b-l-o-g
29 sayfadan 1. sayfa